30 Kasım 2013 Cumartesi

Öleceksek aşktan ölelim...

Kalbimin tam orta yerinde bir sıkıntı var. Nefes alırken bile hissediyorum o ağırlığı. Kimseye de anlatamıyorum bir şey. Hem ben kimsenin kimseyi anlamadığını çok küçük yaşta öğrendim. O gün bugündür de anlatmam hiç bir şey.. Allahım şu gün bitsin artık!

 - Bak , ben bugün gitmesem bile yarın yine gideceğim. Eninde sonunda terk edeceğim seni. Geçmişimden arınmam, temizlenmem için bana zaman ver… Unutamadım ki daha, silemedim anıları, dedim.

- Ben unutturacağım sana her şeyi, tüm hayallerini gerçekleştireceğim, dedi. Ama ‘o’ da öyle demişti… Ben nasıl inanırım hemen sana. ‘O’ bile yarı yolda bıraktı beni, ‘o’ bile…

- Ben hala onunla birlikteymişim gibi hissediyorum. Onun yarım bıraktığı hayallerimi seninle tamamlıyorum. Tüm söylediklerim bizim hayallerimiz değil ki onunla kurduğum hayaller hepsi. Senin yüzüne her baktığımda onun gözlerini arıyorum. Tüm bunları bile bile yanımda olamazsın öyle değil mi? Dedim.

 - Olurum!, dedi. ‘ Öyle bir olurum ki sen bile şaşırırsın. Hem bırak da orasını ben düşüneyim. - Biz evimizin planını çizerdik hep biliyor musun, sonra gelinliklere bakardık yarın evlenecekmişiz gibi. Hem küçücük çocuklar olurduk hem yeri gelirdi koca koca insanlar… Yapmadığımız delilik kalmazdı. Karlara uzanırdık, saatlerce gökyüzünü izlerdik, sırılsıklam olurduk ama umrumuzda olmazdı. Bahar gelince sokaktan içeri girmezdik. Çimlerde yatardık, saatlerce yıldızları kaydırırdık, dilekler tutardık, dilek balonları gönderirdik gökyüzüne. Hep konuşurduk, susmak nedir bilmezdik, her şeyi birlikte yapardık. Sabahları kahvaltı hazırlardı bana, çiçek koyardı masaya. ‘Çiçeklerin annesi’ derdi bana. Niye böyle oldu anlamadım ki. Okul biter bitmez yanına geleceğim derdi, nişan yaparız, ben askerden dönünce de evleniriz demişti. Gelmedi… ‘Ne acelen var senin’ dedi. Beynimin içinde depremler oldu, kalbim paramparça oldu, bütün dünyam alt üst oldu, buz kestim o an. İşte o an inancını kaybettim. Her şeyin bittiğini o an anladım. O günden sonra kendimi ayrılığa hazırladım önce kendime söz geçirmem gerekiyordu, sonra ona… Bir gün hiçbir şey yokken bitti dedim. Terk ettim onu…

 - İki yıl seni kendine inandırdı, vaadler verdi, kendine bağladı, sonra seni hiç tanımıyormuş gibi, hiçbir şey yaşamamışsınız gibi, ‘ne acelen var’ mı dedi?

 - Evet, dedim. İşte aynen böyle… Unuttum onu diyemem sana şimdi. Çünkü unutmadım. Çok zor bu benim için, anla beni. Böyle hissederken sana, duygularına ihanet edemem ki ben. Önce kendimi toparlamam lazım. Anla beni…

 - Ben sevgimle yardım ederim sana, dedi. ‘Ağlama artık…’

 - Çok üzülürsün, yorulursun. Sonra sende çekip gidersin. - Sen elimi her uzattığımda tut elimi, benim yanımda ol o bana yeter. Hem göreceksin her şey çok güzel olacak, bütün hayallerini gerçekleştireceğim!

 Gözyaşlarımı sildi, sildi, sildi… Yaklaşık 2 saat ağladım. Yoruldum, uyumak istiyorum ama konuşmakta istiyorum. Anlatmak istiyorum kusmak istiyorum içimdekileri, öyle dolmuşum ki…

 - Beni eve götür.. -

Bir kez sarılabilir miyim?

 Sarıldım. Öyle rahatladım ki… Öyle bir sıcak hissettim ki kalbimde, kalbimin taa içinde… Elini uzattı, elini tuttum. Belki dedim, belki sen ‘o’sundur. Hayallerim, ümitlerim, hayat arkadaşım, her şeyim… Belki…

25 Kasım 2013 Pazartesi

Yazacak bi'şeyim yok...

Bazen eski bunalım günlerime döneceğim diye çok korkuyorum. Eskisi gibi mutsuz, habire ağlayan, aralıksız uyuyan, yemeden içmeden kesilen bir ota dönüşmekten baya bir korkuyorum.. Eskiden ben çok yazardım mesela. Neyim var neyim yoksa. En son malın teki için neredeyse yazar olacaktım. Ne kadar duygu varsa içimde hepsini kağıda döküp sonra o 'mal'a gönderirdim. Sonra aldatılıp aptal yerine koyulduğumu öğrendikten sonra bende kalanların hepsini yaktım. Bir daha da yazmadım. Şuan aşkla meşkle ilgili hiçbişeyim kalmadı elimde. Aslında hayatımda ne var ne yok onu da bilmiyorum. Bu 20'li yaşlar böyle geçiyor galiba. Ben kimim, neyim, ne olacağım bıdı bıdı... Arkadaş, şöyle bir bakıyorum da, ne bir aile, ne bir sevgili, kardeş, arkadaş(iki dost ve iki abla dışında) ne de bir meslek (yani para)... Hiç bir şeyim yok ya cidden bak. Allah'a şükür bir sağlığım yerinde işte oda bir kaç tahta eksikliği dışında... Bu bunalım halimin havalarla da yakından ilgisi var bence. Bir yağmur yağıyor bir güneş açıyor.. Evren bu kadar dengesizken ben nasıl bunalıma girmem. Yazacak, anlatacak çok şeyim olmasına rağmen hiç bir şey anlatamadığım günlerden biri daha... Şu günler çabuk geçsin bir uyanayım yanımda kocam çocuğum içerden ağlıyor falan ben bunu istiyorum işte aynen bu!!!

21 Kasım 2013 Perşembe

Yaşıyorum hala...

Gözlerimi açtığımda güneş doğmuştu. Yıllardır uyuyorum sandım önce ama geç düştü jeton meğer uyuyalı sadece iki saat olmuş. Ne ara girdim yatağa ne ara uyudum hiç hatırlamıyorum. Ama üstümün ve yastığımın sırılsıklam olmasından anlıyorum ki baya kabuslu, ağlamalı bir gece geçirmişim. -hala aramamış- yerler cam kırıklarıyla dolu. Kolyem de yok. Allah kahretsin, koparmışım! Resmimizin olduğu mavi çerçeve yerde paramparça duruyor öyle. -hala mesaj yok- gözlerimde şişmiş. İnsan bir merak eder bir arar sorar ısrar eder be. Bu kadar mı meraklıydın ayrılmaya. Sen istesen bile bırakmam seni, çıkarmam o yüzüğü diyen kimdi. İlk fırsatta aldık boyumuzun ölçüsünü. Akşama başkasını bulursa şaşırmam yani o kadarım şuan. İnsan bir ayrılmayalım, olmaz öyle şey falan der ya! Tamam, der. Hemen taşınıyorum oraya, en kısa zaman da takarız nişan yüzüklerimizi herşey girer yoluna der, Lanet olsun senin sözlerine de, sana da, aşkına da... Sen bile böyle yaparsan başkaları bana neler yapmaz. Sıçtın evlilik planlarımızın içine, hatta ağzıma da! Kaldım piç gibi ortada. sevmekten mi korktun? Yoksa annenin sıcacık kollarından ayrılmaktan mı? Niye söz verdin o zaman dümbük! Olan bana oldu gene... Kafamda ki düşünceleri henüz susturmuştum ki hayatın devam ettiğini farkettim. İnsan ölmüyormuş meğer ben bitkisel hayata falan girerim sanıyordum. Evlenmesekte olurmuş yani, başkasına da aşık olup onunla da hayaller kurabilirmişim. Ama yine de şu içimde bıraktığın ukte var ya, o güven eksikliği, yarım bırakılmış, kandırılmışlık hissi işte o çok kötü oldu. ha bundan sonra ne olur. Her şarkıda hatırlarım önce, herşeyi sana bağlarım, zır zır ağlarım sayarım söverim, gece rüyamda görürüm ara sıra ama sonra ne olur biliyor musun? Elin teninde de devam eder hayat, ben yine aşık olurum... Olur da ara sıra aklına gelirsem, için sızlarsa korkma çok, bak ben bile yaşıyorum hala...

1 Kasım 2013 Cuma

Ve pelin işe başlarsa...

Lütfen saat 7:30 olmasın lütfen lütfen! Oh! Daha 6:58. İşte buna bayılıyorum Allahım uyuyabilirim yaşasın! Bu kadar çabuk geçmiş olamaz 32 dakika öyle değil mi, sus be telefon sussss. Tamam sadece 5 dakika şekerleme yapıp kalkacağım güzelce hazırlanıp kahvaltımı keyifle yapacağım ve ilk günüme merhaba diyeceğim. Umarım.. 5 dakika geçmiştir herhalde. Neee? Yuh be. Saat 8 olmuş nasıl yetişeceğim ben bir saatte. Acaba gitmesem mi, hasta oldum falan mı desem ya da benim 3 ay ömrüm kalmış ben çalışmaktan vazgeçtim, yiyip içip gezeceğim olurda ölmezsem geri ararım ben sizi desem yok en iyisi kısa mesajla halletmek "Ben size göre değilim siz daha iyilerine layıksınız." ? Offf! Ne diyosun kızım ya bunları düşündüğün zamanı hazırlanmak için kullansaydın şimdiye yola çıkmıştın. Yok yüzünü yıkamış olurdum anca. Aman neyse! Hemen hazırlanmam lazım. Ne giyeceğim ki ben şimdi. Keşke zamanında saçma sapan şeylere para harcayacağıma kendime ilk iş gününde giyilecek bir kıyafet alsaydım. Giy işte şurdan bir kot bir bady babetlerini de giyersin hem hanım hanımcık ol ki ilk günden dikkat çekme değil mi ama. Makyajımı yapmadan düzleştiriciyi takmam lazım zaten saçım kısa hemencik olur. Şöyle lacivert küçük simli eyeliner çekelim gözümüzün üstüne, siyah rimel oh tamam azıcıkta allık sürdük mü tamamdır ha bide kırmızı rujumuzu da unutmayalım. Şimdi iki dakikada saçımı da halledeyim. O da nesi? -"Peliiiinnn! " -"Baba, sen gitmedin mi?" -"Hayır, kahvaltı hazır mıııı?" Aaaa tabi babacığım hiç hazır olmaz mı günün ilk ışıklarıyla kalktım fırının en taze ekmeklerini aldım çay da mis gibi tavşan kanı vallahi, yumurtan nasıl olsun diye soracaktım bende! -"Baba geç kalıyorum uyuyup kalmışım ben." Ses yok. Hah hazırım! Dur, parfüm sıkmadın pelin! Şöyle güzelce bir banyo yapıyormuş gibi yapalım, tamamdır. "Babacığım bugünlük affet artık yarın daha erken kalkacağım söz ama çıkmam lazım şimdi 9:00 da iş başı malum, hihihi" dedim, demez olaydım. Başladı erken kalkmazsan böyle olur nidalarına haksız da sayılmaz aslında ama napıyım olmuyor bazen. "Seni zeren ablan almayacak mıydı?" dedi en son. Hey güzel Allahım ben nasıl şanslı bir insanım, hemen arıyorum dedim. Zeren ablacığım benim tabiki alacakmış, kurtarıcı meleğim. Ee o zaman babama bir kahvaltı hazırlayayım bende ne yesem kardır. Keçiboynuzu pekmezimi kaşıkladım ama yetmedi tabiki birde Browni instens yedim cıks oda kesmedi.-dur bir tanede çantama atayım orda içim kıyılırsa falan atarım mideye- evet kahvaltı hazır sevgili babacığım buyurmaz mıydınız? Hızlı hızlı mideme ne atabildiysem attım kahvaltı çok önemli benim için midem için yani. Rujumuzu da tazeleyelim, işte hazırım. Zeren ablam nerdeyse gelir. Aa karoş oğlum, kara kuzum, mik mikleyerek gelirmiş annesine yerim seni ben! Ama işe gitmem gerek benim para kazanıp sana en fiyakalı mamalar alacak annen yavrum. Korna sesi! Evet geldi. Koşarak iniyorum aşağı düşmesem bari. Ay telefon düştü! Onu alıp arabaya gireyim derken kafayı vurdum off bişey olmasa şaşırırdım zaten! Neyse bas gaza şöföör götür beni işimee! Saat 9 oldu bu arada. Neyse ki yakın. Mağazanın karşında durduk durmasına da ben karşıya nasıl geçeceğim orta refüj da sulama var hay ben bu fiskiyenin! İlerle ablacığım şurdakileri açmamışlar daha diyecektim ki orayı da açtılar tabi biz bu arada mağazayı baya bir geçtik. Hah! İniyorum ben şans dileyin öpüldünüüzz. İlk günden işe geç kalırsan olacağı bu mağazaya kadar yürü şimdi. Ha buarada mağaza imalatçı bir mobilya mağazası çok şık bir yer mutfak yapıyorlar kişiye özel çizimler falan tam benlik. -"İlk günden geç kaldım özür dilerim sulama yapıyorlar taa ilerde indim, hihihi kusura bakmayın." Bal gibi kadın ne kadar anlayışlı, severim ben seni ya! Bana özel masaya oturdum. "Burası senin masan." Dediğinde kendimi o kadar önemli hissettim ki sanarsın bir anda kot t-shirt kız gitti şıkıdık bir iş kadını geldi. Hayal işte. Allahım bu masadan oturduğum gibi mutlu kalkmayı nasip et. Ben kötü biri değilim zaten ee onlarda değil bence. İnşallah. Şu deneme süresi geçseydi bir. Hadi bakalım meleklerim gösterin gücünüzü! Lütfen saat 7:30 olmasın lütfen lütfen! Oh! Daha 6:58. İşte buna bayılıyorum Allahım uyuyabilirim yaşasın! Bu kadar çabuk geçmiş olamaz 32 dakika öyle değil mi, sus be telefon sussss. Tamam sadece 5 dakika şekerleme yapıp kalkacağım güzelce hazırlanıp kahvaltımı keyifle yapacağım ve ilk günüme merhaba diyeceğim. Umarım.. 5 dakika geçmiştir herhalde. Neee? Yuh be. Saat 8 olmuş nasıl yetişeceğim ben bir saatte. Acaba gitmesem mi, hasta oldum falan mı desem ya da benim 3 ay ömrüm kalmış ben çalışmaktan vazgeçtim, yiyip içip gezeceğim olurda ölmezsem geri ararım ben sizi desem yok en iyisi kısa mesajla halletmek "Ben size göre değilim siz daha iyilerine layıksınız." ? Offf! Ne diyosun kızım ya bunları düşündüğün zamanı hazırlanmak için kullansaydın şimdiye yola çıkmıştın. Yok yüzünü yıkamış olurdum anca. Aman neyse! Hemen hazırlanmam lazım. Ne giyeceğim ki ben şimdi. Keşke zamanında saçma sapan şeylere para harcayacağıma kendime ilk iş gününde giyilecek bir kıyafet alsaydım. Giy işte şurdan bir kot bir bady babetlerini de giyersin hem hanım hanımcık ol ki ilk günden dikkat çekme değil mi ama. Makyajımı yapmadan düzleştiriciyi takmam lazım zaten saçım kısa hemencik olur. Şöyle lacivert küçük simli eyeliner çekelim gözümüzün üstüne, siyah rimel oh tamam azıcıkta allık sürdük mü tamamdır ha bide kırmızı rujumuzu da unutmayalım. Şimdi iki dakikada saçımı da halledeyim. O da nesi? -"Peliiiinnn! " -"Baba, sen gitmedin mi?" -"Hayır, kahvaltı hazır mıııı?" Aaaa tabi babacığım hiç hazır olmaz mı günün ilk ışıklarıyla kalktım fırının en taze ekmeklerini aldım çay da mis gibi tavşan kanı vallahi, yumurtan nasıl olsun diye soracaktım bende! -"Baba geç kalıyorum uyuyup kalmışım ben." Ses yok. Hah hazırım! Dur, parfüm sıkmadın pelin! Şöyle güzelce bir banyo yapıyormuş gibi yapalım, tamamdır. "Babacığım bugünlük affet artık yarın daha erken kalkacağım söz ama çıkmam lazım şimdi 9:00 da iş başı malum, hihihi" dedim, demez olaydım. Başladı erken kalkmazsan böyle olur nidalarına haksız da sayılmaz aslında ama napıyım olmuyor bazen. "Seni zeren ablan almayacak mıydı?" dedi en son. Hey güzel Allahım ben nasıl şanslı bir insanım, hemen arıyorum dedim. Zeren ablacığım benim tabiki alacakmış, kurtarıcı meleğim. Ee o zaman babama bir kahvaltı hazırlayayım bende ne yesem kardır. Keçiboynuzu pekmezimi kaşıkladım ama yetmedi tabiki birde Browni instens yedim cıks oda kesmedi.-dur bir tanede çantama atayım orda içim kıyılırsa falan atarım mideye- evet kahvaltı hazır sevgili babacığım buyurmaz mıydınız? Hızlı hızlı mideme ne atabildiysem attım kahvaltı çok önemli benim için midem için yani. Rujumuzu da tazeleyelim, işte hazırım. Zeren ablam nerdeyse gelir. Aa karoş oğlum, kara kuzum, mik mikleyerek gelirmiş annesine yerim seni ben! Ama işe gitmem gerek benim para kazanıp sana en fiyakalı mamalar alacak annen yavrum. Korna sesi! Evet geldi. Koşarak iniyorum aşağı düşmesem bari. Ay telefon düştü! Onu alıp arabaya gireyim derken kafayı vurdum off bişey olmasa şaşırırdım zaten! Neyse bas gaza şöföör götür beni işimee! Saat 9 oldu bu arada. Neyse ki yakın. Mağazanın karşında durduk durmasına da ben karşıya nasıl geçeceğim orta refüj da sulama var hay ben bu fiskiyenin! İlerle ablacığım şurdakileri açmamışlar daha diyecektim ki orayı da açtılar tabi biz bu arada mağazayı baya bir geçtik. Hah! İniyorum ben şans dileyin öpüldünüüzz. İlk günden işe geç kalırsan olacağı bu mağazaya kadar yürü şimdi. Ha buarada mağaza imalatçı bir mobilya mağazası çok şık bir yer mutfak yapıyorlar kişiye özel çizimler falan tam benlik. -"İlk günden geç kaldım özür dilerim sulama yapıyorlar taa ilerde indim, hihihi kusura bakmayın." Bal gibi kadın ne kadar anlayışlı, severim ben seni ya! Bana özel masaya oturdum. "Burası senin masan." Dediğinde kendimi o kadar önemli hissettim ki sanarsın bir anda kot t-shirt kız gitti şıkıdık bir iş kadını geldi. Hayal işte. Allahım bu masadan oturduğum gibi mutlu kalkmayı nasip et. Ben kötü biri değilim zaten ee onlarda değil bence. İnşallah. Şu deneme süresi geçseydi bir. Hadi bakalım meleklerim gösterin gücünüzü!

31 Ekim 2013 Perşembe

Sen bu mektubu okurken ben kimbilir hangi cehennemde olacağım... Yas tutmamaya yemin ederek gidiyorum. Kurduğumuz hayallerin hepsini buruşturup çöpe atıyorum ve hiç bir şey yaşamamışız gibi defolup gidiyorum.. Ve ben bunu şimdi yapamazsam bir daha hiç yapamayacağım biliyorum... Beni affetme sevgilim.
Rüyaydı diyorum her şey. Ama uyanma vakti gelmişti çoktan. Ben sadece uykudan uyanıp, rüyamı gerçeğe dönüştürme peşindeydim. Olmadı... Ama uyandık bir kere !
Şimdi gitme vakti sevgilim. Kalplerimiz kırılmadan, gurur bizi mahvetmeden gitmeliyim..
Ama her gece bakıyorum yıldızlara, çimlere uzanıp, karlarda yuvarlanıp sonra saatlerce gökyüzüne aşkımızı anlattığımız günlerde ki gibi... Aldığın kitapları hala okuyorum, içinde Ankara kokusuyla... Gözlüklerimi de takıyorum merak etme. Ama dizi izlemiyorum artık hepsini bıraktım anlatacak kimse olmayınca tadı da kalmadı. Onun yerine bol bol müzik dinliyorum. Ama anlamsız olanlarından, seni hatırlatmasınlar diye... İlaçlarımı alıyorum saatinde, yemek düzenimde fena sayılmaz ama hala aynı kilodayım o ayrı. Ve itiraf etmeliyim ki, kahve sadece seninleyken keyif veriyormuş. Şimdi sadece aklıma gelirse içiyorum. Ama tatlı konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim..
Bazen bir şeyler oluyor hemen seni arayıp haber vermek istiyorum elim telefona gidiyor, sonrası malum...
Uyumadan önce iyi geceler mesajları yazıyorum uzun uzun, seni sevdiğimi söylüyorum ve öpüyorum o uykulu ağzından... Gözlerin kapanıyor... Sahi sen uyuyorsun değil mi salmadın kendini öyle değil mi? ..
Ama çok az kaldı inan... Onları da terk edeceğim, sana dair ne varsa  terk edeceğim teker teker.
Çoğunda değildi gözüm azıcık bir mutluluktu istediğim bununla bile yetinecektim halbuki ama sen bu sevgiye, aşkıma,bizim aşkımıza olan inancımı yok ettin sevgilim. Bende vazgeçtim, aşkımdan, hayallerimden, senden... Seni suçlamıyorum sevgilim ben sadece defolup gidiyorum. Yok olma zamanı sevgilim, seni, aşkımı, hayallerimi, herşeyimi terkediyorum...



26 Ekim 2013 Cumartesi

Ben küçükken etrafımda ki her şey büyüktü. Ne zaman geçiyordu ne yaşım büyüyor ne de boyum uzuyordu (gerçi hala pek uzamadı ama neyse). Kimse de beni ciddiye almıyordu zaten. Ama biz okuldan geldiğimizde annem sıcak çikolata yapıyordu bize tencere de hemde. Sadece benim annem yapabiliyor sanıyordum o zamanlar nasıl mutlu oluyordum nasıl, ama sonra anladım tabi annemin bir tane olmadığını... Kapıyı annem açardı hep biz çantaları atar dışarı çıkardık abimle. Bir gelirdik eve kir pas içinde. Bir de niyeyse hiç uykum gelmezdi benim, Allah'ım o nasıl bir enerjidir. Ben yorulduğumu hiç hatırlamıyorum, etrafımda ki her şey bana potansiyel oyuncak gibi geliyordu. O kadar güzel bir dünyam vardı ki :) Evin içi hep misafir dolardı, gece yarılarına kadar otururlardı. Konuşacak o kadar şeyi nerden buluyorlardı hiç anlamadım.Ama hep gülerdik, küçük ama güleryüzlü bir aileydik. Annem çok güzel evcilik oynardı, babamda sırtına bindirir saatlerce gezdirirdi beni. Abim ya da ben hasta olursak her istediğimizi yeme hakkımız olurdu. Annem biz uyumadan önce hep alnımızdan öperdi bizi yanaktan öpünce uykumuz kaçarmış öyle derdi. Bilsem tüm bunların bir gün biteceğini hiç ister miydim büyümeyi?

23 Ekim 2013 Çarşamba

Gittim... 
Hiç düşünmemiştim aslında gitmeyi. Nerden çıktı ki şimdi durup dururken? Ben giyeceğim gelinliği düşünüyordum daha bu sabah. Sana yapacağım acı kahveyi düşünüyordum. Ama sen neyi düşünüyordun bilmiyorum. Hayattan tek istediğim sendin halbuki. Küçük bir evdi hayalim her sabah seninle uyanılacak... Yakışıklı bir erkek çocuğuydu istediğimiz adı ege olan.. Çok mu uçmuşuz dersin. Ama gerçek olacağından o kadar emindim ki ben nasıl oldu da gittim bilmiyorum. Öleceğimi sanırdım sensiz kalırsam, nefes alamam, kalbim sıkışır, yemek bile yiyemem.. Ama yaşıyorum işte, aklıma sen gelmediğin sürece... Tek canımı yakan, kurduğumuz hayaller, yaptığımız planlar.O hayalleri kurmasaydık daha mı çabuk unuturdum seni...Sanmam. Kimbilir unuturuz belki de, aşkımızı,gülmelerimizi,ağlamalarımızı,yaptığımız delilikleri,verdiğimiz sözleri,vitrinlerde seçtiğimiz gelinlikleri,seçtiğimiz alyans modellerini..Ya da belki karşılaşırız yıllar sonra kaldığımız yerden devam eder....Öff ne diyorum ben ya!
Gece uyumadan önce düşünürüm hep ve en mantıklı şeyler bir uykudan önce bir de tuvalette geliyor insanın aklına... Dedim şu kafamda dönen tilkileri gezmeye çıkarayım biraz millet tilki görsün. O siteye gir bu siteye gir yok olmuyor da olmuyor. Bu kadar insan nasıl beceriyor anlamıyorum yok hani öyle bilgisayardan anlamayan biri de değilim ama şu blog işini anlamadım işte... Bilgisayarın ekranında minik minik sinekler yürüyor, babam karşımda kitap okuyor, önümde parçalanmış yenmeyi beklenen nar parçacıkları, telefonumun da şarjı bitti kapandı zaten, hep murat boz dinlediğim için oluyor bunlar zaten! üfle diyor çocuk napıyım yani.. Neyse şu facebooktan taciz eden dümbüğü göndereyim geleceğim!