Kalbimin tam orta yerinde bir sıkıntı var. Nefes alırken bile hissediyorum o ağırlığı. Kimseye de anlatamıyorum bir şey. Hem ben kimsenin kimseyi anlamadığını çok küçük yaşta öğrendim. O gün bugündür de anlatmam hiç bir şey.. Allahım şu gün bitsin artık!
- Bak , ben bugün gitmesem bile yarın yine gideceğim. Eninde sonunda terk edeceğim seni. Geçmişimden arınmam, temizlenmem için bana zaman ver… Unutamadım ki daha, silemedim anıları, dedim.
- Ben unutturacağım sana her şeyi, tüm hayallerini gerçekleştireceğim, dedi.
Ama ‘o’ da öyle demişti… Ben nasıl inanırım hemen sana. ‘O’ bile yarı yolda bıraktı beni, ‘o’ bile…
- Ben hala onunla birlikteymişim gibi hissediyorum. Onun yarım bıraktığı hayallerimi seninle tamamlıyorum. Tüm söylediklerim bizim hayallerimiz değil ki onunla kurduğum hayaller hepsi. Senin yüzüne her baktığımda onun gözlerini arıyorum. Tüm bunları bile bile yanımda olamazsın öyle değil mi? Dedim.
- Olurum!, dedi. ‘ Öyle bir olurum ki sen bile şaşırırsın. Hem bırak da orasını ben düşüneyim.
- Biz evimizin planını çizerdik hep biliyor musun, sonra gelinliklere bakardık yarın evlenecekmişiz gibi. Hem küçücük çocuklar olurduk hem yeri gelirdi koca koca insanlar… Yapmadığımız delilik kalmazdı. Karlara uzanırdık, saatlerce gökyüzünü izlerdik, sırılsıklam olurduk ama umrumuzda olmazdı. Bahar gelince sokaktan içeri girmezdik. Çimlerde yatardık, saatlerce yıldızları kaydırırdık, dilekler tutardık, dilek balonları gönderirdik gökyüzüne. Hep konuşurduk, susmak nedir bilmezdik, her şeyi birlikte yapardık. Sabahları kahvaltı hazırlardı bana, çiçek koyardı masaya. ‘Çiçeklerin annesi’ derdi bana. Niye böyle oldu anlamadım ki. Okul biter bitmez yanına geleceğim derdi, nişan yaparız, ben askerden dönünce de evleniriz demişti. Gelmedi…
‘Ne acelen var senin’ dedi. Beynimin içinde depremler oldu, kalbim paramparça oldu, bütün dünyam alt üst oldu, buz kestim o an. İşte o an inancını kaybettim. Her şeyin bittiğini o an anladım. O günden sonra kendimi ayrılığa hazırladım önce kendime söz geçirmem gerekiyordu, sonra ona… Bir gün hiçbir şey yokken bitti dedim. Terk ettim onu…
- İki yıl seni kendine inandırdı, vaadler verdi, kendine bağladı, sonra seni hiç tanımıyormuş gibi, hiçbir şey yaşamamışsınız gibi, ‘ne acelen var’ mı dedi?
- Evet, dedim. İşte aynen böyle… Unuttum onu diyemem sana şimdi. Çünkü unutmadım. Çok zor bu benim için, anla beni. Böyle hissederken sana, duygularına ihanet edemem ki ben. Önce kendimi toparlamam lazım. Anla beni…
- Ben sevgimle yardım ederim sana, dedi. ‘Ağlama artık…’
- Çok üzülürsün, yorulursun. Sonra sende çekip gidersin.
- Sen elimi her uzattığımda tut elimi, benim yanımda ol o bana yeter. Hem göreceksin her şey çok güzel olacak, bütün hayallerini gerçekleştireceğim!
Gözyaşlarımı sildi, sildi, sildi… Yaklaşık 2 saat ağladım. Yoruldum, uyumak istiyorum ama konuşmakta istiyorum. Anlatmak istiyorum kusmak istiyorum içimdekileri, öyle dolmuşum ki…
- Beni eve götür..
-
Bir kez sarılabilir miyim?
Sarıldım. Öyle rahatladım ki… Öyle bir sıcak hissettim ki kalbimde, kalbimin taa içinde… Elini uzattı, elini tuttum.
Belki dedim, belki sen ‘o’sundur. Hayallerim, ümitlerim, hayat arkadaşım, her şeyim… Belki…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder