19 Mart 2016 Cumartesi

13 mart

- Alo, abi? Yaşıyor musun? İyi misin?
- Ben iyiyim abicim ama arkadaşlarım yaralı, arayacağım abicim, merak etme abicim ağlama. Seni seviyorum.

25. yaş günüm bugün. İtiraf etmek gerekirse her yıl yeni yaşıma acaba nasıl gireceğim, kaç pasta üfleyeceğim, kaç hediye alacağım, kimler arayacak, facebokkta duvarıma kimler yazacak diye düşünüyorum. Eskiden annem ne hediye alacak bana, pasta yapacak mı, oyuncak mutfak eşyası alır mı acaba diye düşünürdüm. O zaman daha heyecanlıydı beklemek...

Mesela eskiden arkadaşlarımla bu haftasonu ne yapalım diye konuşurduk. Yıl 2016; pazar günü dışarı çıkma patlama olacak diyorlar, dikkat et, diyoruz birbirimize.

AVM' lerde çalışan arkadaşlarım var, bende kitapçıda çalışmıştım bir ara, ordan tanışıyoruz çoğuyla. İşten çıkacağım, diyor çoğu. Korkuyorum, diyor. İş dışında kimse dışarı çıkmıyor. Sürekli mesajlaşıyoruz. Şöyle olmuş, böyle olmuş, şu kadar kişi ölmüş, anons yapmışlar, büyükelçilikler tarih vermiş, şu şehirleri uyarmış...
Eskiden de böyle miydi?
Her şey aynıydı da biz mi durumun ciddiyetini anlayamıyorduk çocuk olduğumuz için. Bur işler kader kısmet işi mi? Elimizden bir şey gelmez mi? İnsanın fıtratında ölüm var diye önlem almak gereksiz mi?

Biliyorum, ölmekten korkmuyor kimse, kimse öleceğini düşünerek yaşamıyor zaten. Ölmekten değil, ölüm haberi duymaktan korkuyor herkes. Benim gibi...

Sevdiklerim ölecek diye korkuyorum. Bencillik mi bu?
Ölenler tanıdıklarım olmayınca çok ağır bir vicdan azabıyla rahatlama hissini birlikte yaşıyorum. Hadi dürüst olun...
Oh, çok şükür yaşıyorsun, dedikleriniz yok mu sizinde?
Tüm masum olanlara üzülüyoruz. Hemde derinden, taa yüreğimizin içinden... Ama yine de kılımızı kıpırdatmıyoruz. Öğretilmiş bir esaret bu! Ne acı...

Korkuyorum, demek yakışmaz bize ama okulda mahsur kalan ' Anne korkuyorum gel al beni' diyen çocuklar kadar korkuyorum. Ara sokaklarda, tenha yerlerde kimse bomba patlatmaz deyip yolunu metrelerce uzatan insanlar kadar korkuyorum. Evden çıkmayan insanlar kadar, haftanın bir günü tatili olan ve o günde o güzel havada bir çay bahçesinde huzurla çay içemeyen insanlar kadar korkuyorum. Bir polis memuru kadar korkuyorum örneğin. Tedbir olsun diye şehrin kalabalık yerlerine serpiştirilen polisler kadar, 'acaba burda patlar mı? Ya eve gidemezsem?' diye içi içini yiyen polisler kadar...
25. yaşımı gördüm ama 30. yaşımda nasıl olurum, göremeden ölürüm diye korkuyorum. Anne olamazsam diye korkuyorum örneğin...
Abim, kardeşim, annem, babam... Onlara bir şey olur diye korkuyorum.
Bugün doğum günüm. Abim aramadı hala. Hem pazar bugün, ya evdedir ya da dışarda arkadaşlarıyla buluşmuştur. Arar nasıl olsa.
Arkadaşım söyledi.
Ankara da patlama olmuş.
Kızılay'da.
Güven park'ın orda.
En işlek yerde.
Ölü sayısı artıyormuş.
Abim.
Aramadı.
Bilmediğim bir numara arıyor. Duaların gücü yeter mi kaderi değiştirmeye?
Çok dua etsem ölenler dirilir mi?
*Alo
**Abicim, abicim ben dinçer.
*Abi, abi iyi misin? Bir şeyin var mı?
** Bende bir şey yok abicim, korkma ama arkadaşlarım yaralı, arayacağım seni, ağlama, kapatmam lazım, arayacağım söz, seni seviyorum abicim.
* Ara mutlaka n'olur. Seni çok seviyorum.. Dikkat et abi nolur dikkat et.

Sıra bize geliyor. Sıra size geliyor. Sıra annemize, babamıza, kardeşimize geliyor...

13 Mart' a dair,
Bodrum, 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder