Her şeyi orada öylece bırakıp gitmek gerekir bazen. Ama sadece
bedeninle değil. Aklınla, kalbinle, anılarınla gitmek gerekir. Hiç birini
arkanda bırakmadan… Ne bir anı ne bir
sevgi kırıntısını ne de bir insanı…
Gidebilmeli insan …
Kendine ait ne varsa alıp gidebilmeli. Aşkını, sevgisini, çocukluğunu, gençliğini, geçmişini ve geleceğini koyup bir bavula alıp götürmeli gittiği yere. Yeniden başlamak mı denir buna yoksa yeniden yok olmak mı? Her ne deniyorsa bunun adına, gitmeli ve yapmalı insan. Acıya da, aşka da yeniden başlamalı. Yine üzüleceğini bilerek ama bu kez daha güçlü…
Kendine ait ne varsa alıp gidebilmeli. Aşkını, sevgisini, çocukluğunu, gençliğini, geçmişini ve geleceğini koyup bir bavula alıp götürmeli gittiği yere. Yeniden başlamak mı denir buna yoksa yeniden yok olmak mı? Her ne deniyorsa bunun adına, gitmeli ve yapmalı insan. Acıya da, aşka da yeniden başlamalı. Yine üzüleceğini bilerek ama bu kez daha güçlü…
Gidebilme cesaretini gördüğü an kendisinde, hazırlamalı o
bavulu. Yoksa vazgeçer insan. İnsan bu… Gelip geçer hevesi. Yeniden başlamak
korkutmadan gözünü, kaçabilmeli her şeyden.
İnsan bu… Tam hazırlamışken bavulunu, tam gidecekken her şeyden vazgeçip,
bir anda gözünde büyür o şehirden ayrılmak. Koyar insana… İnsan bu…
Şimdi.
Hemen şimdi.
Kalkıp hazırlamalı o bavulu. Bugün olmazsa
ne zaman? Her seferinde hayatın sana kazık atmasını mı bekleyeceksin. Her seferinde
biraz daha cesaret bulabilmek için bir kez daha mı yıkılmalısın?
Kaç kez aldatılmalı, kaç kez yok sayılmalı, kaç kez hüsranı
yaşamalısın daha? Yetmedi mi yıkılan hayallerin,
ezilen umutların, kırılan kalbin… Şimdi olmazsa ne zaman?
Alacağın birkaç kıyafet ve birkaç kitap… Neyin var kendine ait bu hırpalanmış şehirde? Neyin kaldı omzunda taşıdığın hayallerinden başka, birkaç kırık dökük tebessümden başka…
En ağır yük kendisidir insanın. Kendi kaldırırsan bu içine battığın yerden her şey gelir peşinden. Tut elinden kaldır kendini. Bu yol böyle gitmez. Bu yol bir yere çıkmaz. Tut elinden…
Önce kendini, çocukluğunu, anılarını sonra umutlarını, hayallerini, geleceğini koy bavuluna ve uzaklaş. Bu şehir huzur koymuyorsa artık uyurken gözkapaklarına, geleceğin güzel günlerini vaad etmiyorsa artık inandığın insanlar, git bu şehirden.
Gitme cesaretini bulduğunda sakın vazgeçme.
Alacağın birkaç kıyafet ve birkaç kitap… Neyin var kendine ait bu hırpalanmış şehirde? Neyin kaldı omzunda taşıdığın hayallerinden başka, birkaç kırık dökük tebessümden başka…
En ağır yük kendisidir insanın. Kendi kaldırırsan bu içine battığın yerden her şey gelir peşinden. Tut elinden kaldır kendini. Bu yol böyle gitmez. Bu yol bir yere çıkmaz. Tut elinden…
Önce kendini, çocukluğunu, anılarını sonra umutlarını, hayallerini, geleceğini koy bavuluna ve uzaklaş. Bu şehir huzur koymuyorsa artık uyurken gözkapaklarına, geleceğin güzel günlerini vaad etmiyorsa artık inandığın insanlar, git bu şehirden.
Gitme cesaretini bulduğunda sakın vazgeçme.
İnsan bu…
Sever vazgeçmeyi.
Sen
vazgeçme…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder