10 Temmuz 2016 Pazar

DURAK

Beklemediğim durak kalmadı bu şehirde.
Binilmedik dolmuş bırakmadım.
Koşar adımlarla bitirdim sokakları.
Kulaç ata ata iteledim suları.
Soluk soluğa...

Bindiğim hiç bir dolmuş beni hayallerime götürmüyor.
Vardığım yer hep hayal kırıklığı.
Ben mecburi yolculuklar yolcusuyum.
Tüm haksızlıkların solcusu...
Tüm aşkların...


Başlangıçların ve bitişlerin hep aynı mı olması gerekir?
Bugün bir dolmuşa binsem götürür mü beni çocukluğuma?


Eskiden insanlar acıkınca yemek yer,
Susayınca su içermiş.
Dolmuşlar dolunca kalkar,
İlişkiler aşık olunca başlarmış.

Peki şimdi neden acıkmadan yiyor,
Susamadan su içiyoruz?
Dolmuşlar daha dolmadan kalkıyor artık.
İnsanlar sevmeden sevişiyor şu günlerde...

Doğru olanı mı bulmaya çalışıyoruz deneye deneye.
Benim doğrum seni ne ilgilendirir ki sahi?
Haydi toparlanında dolmayan dolmuşlara,
Aşksız ilişkilere,
Bitmeyen bencilliğimize kül olalım.

Beliriyorum!

Beliriyorum.
Hayır, hayır delirmiyorum sadece beliriyorum. Farkediliyorum da denebilir.
Deliyken ben, tanımazlardı beni. Oysa şimdi belirginim.
Ele avuca geliyorum artık ama bir tek kendime gelemiyorum.
Hala sorular var cevapsız.
Aklım bir sebze çorbası karışıklığında.
Ne düşünüyorum, ne yapıyorum, ne biliyor veya bilmiyorum. Bilmiyorum.
Karmakarışık sebze çorbalarını da hiç sevmem zaten.
Ne olurdu sade ve akıcı bir aklım olaydı?
Her şeyi düşünmek bana mı kaldı?